Kategori

 

Google
 

Tarihçe

Türklerin Hakimiyetinden Önce Talas

   Talas’ in çok eski bir yerleşim merkezi olduğu kesin olarak bilinmekle birlikte, ilk kuruluşu hakkında kesin bir tarih verilmektedir. Elimizdeki mevcut kaynaklara göre bugünkü Talas’ in Türkler tarafından kurulduğu kesindir. Ancak bugün Talas’ in 1 km kadar doğusunda Derevenk denilen bölgede bulunan mağaralar içerisindeki resim, şekil ve yazılardan anlaşılacağı üzere birçok kilise ve manastırların miladın ilk yüzyıllarında yapıldığı ve bu bölgenin bir Hıristiyan yerleşim merkezi olduğu anlaşılmaktadır.

Selçuklular Devrinde Talas

Bugünkü Talas’ in kurulması Selçuklular döneminde Anadolu’nun Türkleşmesi İslamlaşması hareketi ile beraber olmuştur. Talas, Kayseri’nin Türkler tarafından fethi ile aynı zamanda kurulmuş olmalıdır. Zira bu görüşü destekleyen elimizde pek çok kaynak bilgi bulunmaktadır.Bu bilgilerin başında Talas’ in kendi ismi gelmektedir. Şimdi bu isim üzerinde duralım.Talas, hem kelime yapısı hem de manası açısından Türkçe bir kelimedir. Kelime manası olarak “temiz ve güzel havası olan kırlar, ağaçları bol, dinlenmeye elverişli yeşil alanlar “ anlamında kullanılmıştır. Bazı Türk boyları, ise bu kelimeyi “ temiz ve kutsal yer “ anlamında kullanmışlardır.Büyük Türk bilgini Kaşgarlı Mahmud, Divan-ı Lügat-ı Türk isimli eserinde Talas kelimesinden iki manada bahsetmiştir. Talas: “ At yarışında. top oyununda meydanın sonuna çekilen ip “ . Talas: “ Bir şehirdir. Talas ikidir; birine Uluğ Talas denir, ikincisi İslam sınırında bulunur, Kiçi Talas denir. Görüldüğü üzere Talas, daha Türkler Anadolu’ya gelmeden önce Asya’da Türkler arasında hem yerleşim merkezi olarak, hem de kelime olarak kullanılmaktadır.Anadolu’yu bir Türk- İslam yurdu haline getirmek ve bir daha geri dönmemek üzere Asya’dan Anadolu’ya akın akın gelen Türk kafilelerini düzen içinde Anadolu’ya yerleştiren büyük Selçuklu Devleti, Anadolu’yu tam bir Türk-İslam yurdu haline getirmişlerdir. İşte Anadolu’yu Türk yurdu yapmak için akın akın gelen bu Türkmenlerden bir kısmı da Kayseri ve yöresinde bu görevi üstlenerek yeni yerleşim merkezleri kurmuşlardır. Bu yeni kurdukları yerleşim merkezlerine ya boylarının isimlerini vermişler, ya geldikleri yerleşim merkezlerinin isimlerini vermişler,ya da kendilerince kutsal saydıkları isimleri vermişlerdir.Çevre köylerden Salur, Yazır, Kızik, Yüreğil, Pusatlı, Döğer, Gümeç bunlardan bazılarıdır. İşte Talas’ı kuran Türkmenler de Asya’da hem kelime olarak, hem de yerleşim merkezi olarak bildikleri “ Talas “ kelimesini yerleştikleri yeni mekana vermişlerdir. Büyük bir ihtimalle Talas’ı kuran dedelerimiz Asya’daki Talas şehri ve nehri civarından gelmişlerdir veya tabiatı, temizliği, yeşilliği ve havasına uygunluğu ile bu ismi vermişlerdir. Asya’da Belh ile Merv şehirleri arasındaki Talas’ dan bahseden Kaşgarlı Mahmud, Uluğ Talas ile Kiçi Talas olmak üzere iki bölümden söz etmektedir. Bugünkü Talas’da Tablakaya, Han ve Harman mahallelerinden oluşan Büyük ( Uluğ ) Talas ile Kiçiköy ( Kiçi Talas)’ tan oluşmaktadır. Kiçi bilindiği üzere Türkçe de küçük anlamında kullanılmaktadır. Bugünkü Talas derken, yeni hızla kurulan mahalleler dikkate alınmamış tır. Zira bugünkü mahalle sayısı hızla artmaktadır. Görüleceği üzere Talas, Avrupalıların dediği gibi, 3 .yy’ da kurulmuş bir Hıristiyan şehri değil, XI. yy.da kurulmuş bir Türk yerleşim merkezidir. Selçuklular zamanında kurulduktan sonra, yeni gelen Türkmenlerle Talas 400-500 hanelik büyük bir yerleşim merkezi haline gelmiştir. Selçuklu ülkesinin bütün diğer şehirleri gibi Kayseri ve dolayısıyla Talas önemli merkezler haline gelmiş, refah seviyesi yükselmiştir.Osmanlı Zamanında Talas1398’de Kadı Burhaneddin Ahmed’in öldürülmesi üzerine toplanan devlet ricali Akkoyunlular dan çekindikleri için Osmanlılara geçmeyi daha uygun bulmuşlar. Yıldırım Bayezid’e müracaat ederek Kayseri ve civarını ona teslim etmişlerdir. Böylece Kayseri ve Talas ilk defa Osmanlılara geçmiş oldu. 1402 Ankara Savaşı’ndan sonra Kayseri ve Talas’a Karaman oğlu Mehmet Bey hakim oldu. Sonra bir süre Dulkadiroğulları’nın eline geçen Kayseri ve civarı tekrar Karaman oğullarına geçti. Fatih zamanında Karamanoğlları devletine son verilince Kayseri de ikinci defa Osmanlılara geçti.Böylece ikinci defa ve artık kati olarak Osmanlılar eline geçen Kayseri de “ Vilayet-i Karaman Liva-yı Kayseri ye ve İçil’’olarak ilk tahrir ve kanunname yapılmıştı. Fatih’in yerine geçen oğlu 2. Bavazıd. Akşeseddinin  müridi ve Kayseri’deki halifesi, Fatih’e eser takdim eden Şeyh Tennuri’ nin Kayseri’deki türbesini yapmıştır. 2. Bayezid döneminde 1500 yılında Kayseri’nin ikinci tahriri ve kanunnamesi yapılmıştır. Bu tahrir ve kanunnamelerde Kayseri’ye bağlı bir yerleşim merkezi olan Talas da yer almış olmalıdır.XV. yy.ın sonları ile XVI. yy.ın başlarında İran’da hüküm süren İran Safevi Devleti hükümdarlarından Şah İsmail ve Şah Abbas dönemlerinde bu hükümdarların tazyikleri ile Anadolu pek çok sosyal çalkantılara sahne olmuştur.Bunlardan biri de Doğu Anadolu ve Kafkasya’da bulunan Ermenilerin Anadolu’ ya doğru göç olayıdır. Osmanlıların ülkelerinde sağladığı huzur ve güven ortamından dolayı Ermeniler bu dönemde kafileler halinde Anadolu’ya gelmişlerdir. Bunlardan 80 hane kadarı Talas’ a gelerek yerleşmişlerdir. Anlaşılacağı üzere, XVI yy’ in başlarında Kayseri ve Talas’a gelen Ermeniler uzun yıllar barış içinde Türklerle beraber yaşamışlar ve Türk kültürünü benimsemişlerdir. Ancak Osmanlı Devleti’nin zayıflaması ile birlikte başta İngiltere, Fransa ve Amerika olmak üzere, Osmanlı Devletini yıkmak için, Türklerle uzun süre beraber yaşayan azınlıkları kışkırtarak, onlara her türlü yardımı yaparak devlete isyan ettirmişlerdir. Bu çevreden olarak Ermeniler de bu tahriklere kapılarak komşuları olan Türklere karşı silahlanmışlar ve saldırıya geçmişlerdir. 1890 yıllarında Anadolu’nun birçok yerinde başlatılan Ermeni Komitecilik faaliyetleri, Kayseri, Talas ve diğer çevre yerleşim merkezlerinde de başlamış.Sonuç olarak birçok olaylar meydana gelmiştir. Bu olaylardan sonra Talas’ da Ermeni ve Rum nüfusu hızla, azalmaya başlamıştır. Büyük bir kısmı İstanbul’a göçmüş, bir kısmı da başta Amerika Birleşik Devletleri olmak üzere Fransa, İngiltere, Almanya gibi Avrupa devletlerine göç etmişlerdir. Zaten Talas’ da iken zengin olan bu insanlar, gittikleri ülkelerde de zenginliklerini sürdürerek dünyanın sayılı zenginleri arasına girmişlerdir. Rumlardan Onossis, Makaryos; Ermenilerden Güihenkyan, Emir Hanyan, Elia Kazan bunlardan sadece bazılarıdır. Ermeni ve Rumların göçü ile beraber Talas’ da nüfus hızla azalırken Talas, ticaret merkezi olmaktan çıkmıştır. Türkler Ermeni ve Rumların boşalttıkları evlere ve mahallelere yerleşmişlerdir. Talas, Osmanlı Devletinin sonlarına doğru 1 907 yılında belediyelik olmuştur. İlk belediye reisi Halim oğulların’ dan Ali Paşa oğlu Hacı İhsan namında bir zat olup, beş yıl süre ile belediye reisliği yapmıştır. Talas, 1907’de belediyelik olduktan sonra, Kayseri Mahkeme Sicilleri kayıtlarından anlaşılacağı üzere, 1911 yılında Nahiye yapılmış ve çevre köyler Talas’ a bağlanmıştır. Talas, Kurtuluş Savaşı yıllarında bütün Anadolu gibi üzerine düşen görevi yapmış ve pek çok şehit vermiştir. 30 Ağustos 1922’deki Büyük Taarruz sonrasında esir alınan Yunan ordusu başkomutanı General Trikopis ve kurmay heyeti Talas’ da misafir edilmişlerdir. Yunanlı esirlerden bir kısmına da bugün Talas Kiçiköy Mahallesinin kuzeyinde bulunan askeri depo kazdırılmıştır. Bugün Talas’ da yaşı yetmiş beşin üzerinde yaşayan herkes General Trikopis gördüğünü söylemektedir. Daha sonra General Trikopis ve maiyeti Yunanistan’a mübadele yolu ile iade edilmiştir.

Cumhuriyet Döneminde Talas

Talas, Cumhuriyetin ilk yıllarında bütün Anadolu gibi, haraptı. Nüfusu, Ermeni olayları, Balkan. 1. Dünya ve Kurtuluş Savaşları sebebiyle çok azalmıştı. Eli iş tutan erkek nüfus yok denecek kadar azdır. Talas’ da ticaret ve zenginliği elinde tutan Rum ve Ermeniler göç etmişler, göçerken de kendilerine ait ev ve mahalleleri yıkıp harap etmişlerdi. Giderken götürebildikleri ne varsa hepsini götürmüşler. Ermeni olayları ve savaşlar sebebiyle Talas XX yy’ in başlarında çok zengin bir ticaret merkezi iken, 1920 — 1925 lerde virane haline gelmiştir.Cumhuriyet ile birlikte bütün yurtta olduğu gibi, Talas’ da da yoksulluktan kurtulma ve kalkınma faaliyetleri başlamıştır. İlk önce Talas’ lı Türkler, Ermeni ve Rumların harap vaziyete getirdikleri mahallelere yavaş yavaş yerleşerek eski evleri onarıp içine oturmuşlardı. Daha sonra çalışkan Talas halkı bir taraftan Talas’ ın içini mamur hale getirirken, ağaçlar dikip, bahçeler yaparken, diğer taraftan da Talas’ in etrafındaki kayalık tepelere üzüm asma dikerek Herami, Delikaya, Şakşak, Yeni Bağlar, Çömlekçi, Çay Bağları gibi bağ ve bahçe bölgeleri oluşturmuşlardır. Araziden taşlar temizlenerek yeni tarım alanları meydana getirilerek ziraat yapılmıştır.Cumhuriyet Türk iyesi’ nin en önemli özelliği devlet — vatandaş iş birliğidir. Devlet, vatandaşa her alanda öncülük etmiştir. Başta devlet yetkilileri Türk insanına ilimde, fende ziraatta ve her dalda rehberlik görevi yapmışlardır.

 

 

Design by eto